bir deli kızıllık sararken ufuklarıhüzün kokar sonbaharda açan çiçekler..mavi parıltısını terkeder geceye yalnız denizhasretin habercisi olur dedikoducu gölgeler..ıssız sokaklara mahzun bir bakış atar camlardaki erguvan...
ıssız denizlerin yalnız bekçisiyüreğimdeki yangın yerinin biçaresisaçlarında aklar; çilenin göstergesison avı ona ölümün hediyesi.ihtiyar balıkçının efsanesirıhtım serserisinin bestesiıslık misali denizin sesieşlik eder denizde verdiği son...
bir sen bir de ben kaldık bu virane zamanın bekçisi! hoyrat rüzgarlar simamıza tanıdık martıların çığlıklarıyla efsuni saatlerin işlemediği bu garip rıhtımda gelip geçen gemilerin, sadece ......düdüğü duyulur. ince bir siluetin...
sihrine kapıldığı o meleğin gölgesini kaybetmek.. sığındığı limandan dışarı çıkmasına mani olan tek sebep. toz pembe hayalleri süsleyen kiraz dudaklı dilber ! bir faniyi ölüm yorgunluğuna...
SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM SENİ SEVİYORUM
.....''dünyada insana en acı veren şey nedir?'' diye sormuştu bir gün.cevabını aylarca düşündü bulamadı... ...
bugün kar yağar mı? pencereden dışarıya bakıyorum, gökyüzüne doğru.... rüzgarın tüm hışmı cama vuruyor.ürkütüyor beni o her zaman sevimliliği ile kendisini bize sevdiren...
çocukluğumun geçtiği şehirde yazlar hep yağmurlu olurdu...nedendir bilmem kışın ise ınadına kuru bir ayaz ama sadece o kadar.soğuktan morarmış ellerimizi nefesimizle ısıtmaya çalışırken...